Kadir Dayıma Son Görev ve Telinde Bir Gün


Dünün yorgunuydum sabah uyanmaya çalışırken fakat görev bilinciyle olsa gerek kendimi biraz da zorlayarak saat 07:30’da kalktım sıcacık yataktan.  Dün gece üçte yatabilmiştim ancak, uzun ve yorucu Yozgat yolculuğundan dolayı…

Kalktım, hazırlandım, hatta okula kadar gittim fakat göreve gecikmiştim bunca çabaya rağmen. Bina sınav sorumlusu “görevinizi başkasına verdik” deyince durmama gerek kalmadı. Gidişte hızıma inat tembelce dönüş yoluna düştüm. Ailemde yorgundu benim gibi, hala uyanmadıklarını düşünerek Sivas’ımızın mesire yerlerinden Aksu'da yer alan, evime de yakın olan Aksu Cafe’ye gittim. Mütevazi bir kahvaltı yapacaktım aslında ama en mütevazi kahvaltı kahvaltı tabağından başlıyormuş. Açık büfe hizmeti de varmış fakat en az iki kişi olmak gerekiyormuş vesselam. Kahvaltıdan aklımda kalan iki bardak çay oldu, uykulu vaziyette kahvaltının da tadı olmuyormuş.

Aksu Cafe Giriş Kapısı

Eve döndüğümde eşim uyanmıştı. Belki de sabah gelen telefonla uyandı. “Hidayet duydun mu?” deyince “eyvah” dedim yine birine bir şey oldu. Merakla bakınca “Kadir amca vefat etmiş”. Eşimin kadir amca dediği kişi benim sevdiğim Kadir Dayım idi. Eşimin akrabalığına göre amcası benim akrabalığıma göre ise dayım olurdu rahmetli. Nasıl olmuş, ne zaman olmuş muhabbeti arasında bir taraftan da kesik kesik görüntüler şeklinde zihnimde beliren kareler. Karelerden kiminde “güler yüzlü, ak sakallı bir dede” kiminde “evladıyla ve bütün gençlerle yakından ilgilenen bir baba” kiminde ise “köyün en akıllı adamı bu olmalı” dediren oldukça düzgün konuşan bir amca, dayı… ölünün arkasından derler ya “nasıl bilirdiniz?” bu sorunun cevabı bende çok netti, laf olsun diye değil gerçekten inanarak ve şeddeli şekilde “iyi bilirdim” oldu. İyi bilirdik Allah’ım rahmetliyi, ben kişisel olarak Kadir Dayım’dan incinme ne kelime her zaman sevgi gördüm Allah şahittir…

Rahmetli Kadir Takcı (Kadir Dayımız)

Tam o sırada, akrabalık ilişkilerine önem veren Sami Ağabey aradı “Hidayet cenazeye gitmeyi düşünüyorum arkadaş olur musunuz?” ben memnuniyetle kabul ettim bu güzel teklifi. Yola çıktığımızda amca oğlum İsmail ile birlikte tam üç kişiydik. Hoş bir yolculuğun ardından ancak mezarlıktaki merasime yetişebildik. Vardığımızda cenaze cemaati henüz toplanmaktaydı. Varışımız ile namaz arasında sadece on dakikalık bir süre geçmiş olmasına rağmen birisi de değerli Abdurrahman Kaynarpınar hocam olmak üzere epeyce bir tanıdık görmüştük. İnsanın köyünde olması böyle bir şey galiba. Ölen tanıdık, imam tanıdık, cemaat tanıdık, sağındaki tanıdık, solundaki tanıdık, öndeki, arkadaki. Hatta önemli bir kısmı akraba… namazında bulunabildik şükürler olsun Kadir Dayımın, görevimizi yaptık. Sadece bir akraba olarak değil aynı zamanda din kardeşi olarak. Namazdan sonra cenaze ağır ağır mezarlığa doğru ilerlerken hem Duran Hoca’mı hem de değerli ve kadim dostum olan oğlu Ender Şahinaslan beyi, Babamı, Amcalarımı, Dayımı, Komşularımı, Naci  Toprak ve Abdurrahman Engin ağabeyi, Abdullah Kara ve Enver Takcı amcaları, üniversite yıllarımda bana burs veren Abdullah Toprak ve Bilal Toprak ağabeyi, Ali dayımı, Belediye reisini, köylümü, gurbetten gelenleri, uzun zamandır göremediğim sınıf arkadaşlarımı vesselam…

Suçatı Kasabası (Telin) Mezarlığı

Mezarlıktaki törenin ardından cemaatle birlikte biz de dağıldık. Adettir mezarlıktan sonra ölü evine gidilir. Mezarlık çıkışı biz de ölü evine doğru yola çıktık. Yolda, cenazesinde bulunamadığımız Hüseyin Durdu amcanın evinin önünden geçerken inip baş sağlığı dilemek istedik ve aynı zamanda teyzemiz olan Zeynep Durdu’nun yanına uğradık. Rahmetlinin sağlık zamanlarından ve son anlarından, çocuklardan ve diğer meselelerden bahsederek yarım saat kadar oturduk ve oradan kalkarak Kadir Dayımızın evine gittik. Mezarlıkta bulunan cemaatin en az yarısı orada idi. Ölü evinde verilen yemeği yemekteydiler. Ayak üstü sohbetin ardından biz de yemeğe geçtik ve rahmetlinin canı için verilen yemekten yedik. Duamızı ettik. Ancak ölümlerde ve düğünlerde bir araya gelebildiğimiz için hemen yemekten sonra ayrılmayıp biraz sohbet daha edelim istedik. Suçatı’daki TOKİ konutları, Kanalın suyu ve birkaç konu daha konuştuk. TOKİ’de 300 rakamına ramak kalmış. Özellikle Gürün’ün köylerinden çok talep olmuş; Karahisar köyünden, Eskihamal köyünden ve gurbetçilerden çokça talep varmış, maşallah. Kanalın suyu konusunda ise yine suyun kaynağında balık çiftliklerine fazla su tutulduğu için kimi zaman kanala su bırakılmadığı ve bu sebeple meşhur telin bağ ve bahçelerin kuruduğu söylendi. Koskoca kasabanın bu soruna hala kalıcı bir çözüm bulamayışı birlik olamayışına bağlı olabilir diye düşünüyorum ve inşallah bu sene bu sorunun kalıcı olarak çözümlenmesini ümit ediyorum. Vazife bize düşer, elimizde yetki olursa da sonuna kadar kasabanın bu haklı davasında tarafında yer alırız inşallah.

Abdurrahman Engin, Ben, Abdullah Kara,Enver Takcı (soldan sağa)

Sohbetin bitiminde kasabanın belki en güzel yerinde yer alan bacanağımın evine gittik. Orada da farklı içerikte sohbet ettik, bacanak ihtiyacından dolayı iki tane danasını satıyormuş tesadüf biz oradayken alışveriş yapıldı. Tanesi bin liradan iki güzel danasını verdi bacanak, inşallah yenilerini alır. Çok fazla takılmadan oradan yaylamıza gittik. Mevsimden olacak yaylamız yeşil kıyafetleri arasında en güzel tondaki kıyafetini giyinmişti. Doyası baktık, çağla yedik, gezdik. Adalet teyzemin çayır çimen arasına serdiği yer sofrasında piknik tadında bir kahvaltı yaptık. Vallahi sabahki kahvaltıdan çok daha iyi geldi bana. Peynir, tereyağı ve ekmek, üstüne süper bir çay. Allah razı olsun, o kahvaltının hak ettiği hakkın rızası…
Yayladaki Evimiz (Kemal Takcı'nın Evi)

Oradan çıkışta babamın yanına uğradık. Sağolsun babam Münife’nin de desteği ile bahçemizi çiçek gibi yapmış. Yaptıklarını erinmeden gezdirip gösterdi. Gereken teşekkürü memnuniyetle belirttim kendine. Nasip olursa bende gelip yardım edeceğim dedim. İnşallah bende bir şeyler yapmak istiyorum. Güzel sohbetin ardından dönüş yoluna girdik, dönüş yolunda mevsim yiyeceği olan yeşil kengerden yülüme kestik, unuttuğumuz bir lezzeti yaşadık. İnsanlara olduğu gibi tatlara da hasret kalmışız gurbette geçen yıllarımızda.

Sivas’a dönmeden önceki son durak Avukat Zeynel Takcı’nın evi oldu. Yine tavşan kanı bir çay ile memleket ziyaretimizi sonlandırarak, dolu dolu geçmiş bir günün ardından huzurla Sivas’a döndük… Mekanın cennet olsun Kadir Dayı…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜRÜN MESLEK YÜKSEKOKULU

GÜRÜN MESLEK YÜKSEKOKULU HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Bilgisayar Mühendislerine ve Bilgisayar Mühendisi Olacaklara Tavsiyeler