Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hiçbir başarı tesadüf değildir...

Resim
Zorlu bir maçın sonlarına doğru canla başla çalışan takım öne geçer ve maçı sürpriz şekilde alır. Maç sonunda manzara duygusaldır. Başarılı takımın oyuncuları hocalarının yanına giderek onu omuzlarına alır ve başarılarını kutlarlar. Takım olmak iyidir, başarı için anahtar vazife taşır ama daha önemlisi çok sayıda insanı bir takım halinde bir arada tutabilmektir. İşte o işi de lider yönü olan hocalar yapar. 
2012 yılında ilk öğrencilerimizi aldığımızda çok fazla sesli düşünmesek bile sanırım hepimizin ortak düşüncesi üç hoca ile koca bir bölümü nasıl idare edeceğimiz idi. İlk öğrencilerin heyecanı ile insan üstü çaba göstererek bir şeyler yapmaya çalıştık. Hemen kulüp kurarak eksik kalan taraflarını etkinliklerle kapatalım istedik ama bu kadar hızı kaldıramadı hiç kimse. 
2013 yılı çok hızlı geldi. Bu sefer yeni öğrencilerimiz de aramıza katılmıştı. Gece ve Gündüz öğretim, 1. ve 2. sınıf derken tam 220 öğrencimiz vardı. Toplam dört sınıfı iki yılda doldurmuştuk. Canımız çıkıyordu ama …

ANNEM...

Resim
Yıllar önceydi, babam hakkında bir yazı kaleme aldıktan sonra niyetlenmiş fakat cesaret edememiştim annem hakkında yazmaya. İnanması zor gelebilir ama annemi anlatır da bir yerleri eksik bırakır ve annemi eksik bıraktıklarım için üzerim diye yazamamıştım. Cesaretim yettiğinde yazacaktım… ama şimdi hem cesaretim her zamankinden düşük, hem daha yalnızım hem de yazıyorum. Vefatının bana verdiği derin teessür ile yazıyorum. Duygularımı yazıya dökerek hafifletmek için yazıyorum. Bir evladın annesine bir görevi olarak yazıyorum…

Herkesin annesi kendine ne kadar özel ve kıymetli ise benimki de bana özel ve bir o kadar da değerli. Siması simama benzeyen annem benim. Küçük bir çocukken “Kimin oğlusun” diye sormaya bile gerek duymadan annemi tanıyan herkes bana “sen Latife’nin oğlusun değil mi” derlerdi. Bunu her seferinde gelir anneme anlatırdım ve annem mutlu olurdu, kim mutlu olmaz ki evladının kendine benzemesinden.
Annemle yayla yolculuklarımız da meşhurdur. Annem yaylaya çalışmaya giderken,…

Cumhuriyet Üniversitesi ve Sivas

Yıl 1974, Sivas'ın ileri gelenlerinin önderliğinde Sivas'ın ihtiyacı olan bir eğitim kurumu, Cumhuriyet Üniversitesi kuruluyor. Şehir mutlu, şehir umutlu. Cumhuriyet şehrinde ona en uygun isim tabi ki Cumhuriyet olmalı ve oluyor. 
Yıllar o kadar çabuk geçiyor ki; üniversite bu yıl 40. yılını kutlamakta. 40 bin civarında öğrencisi, 1000'e yakın öğretim üyesi, bir o kadar da geriye kalan öğretim kadrosu, öğretim görevlisi, araştırma görevlisi, okutmanı v.s. Sadece bir fakültesi bile birçok Üniversiteden daha kalabalık. Sayı tek başına bir üniversite için üstünlük kabul edildiğinde üniversitemiz epeyce iyi durumda ama tabi ki nicelik yerine üniversitelerde nitelik önem kazanıyor. 
Örneğin 6000 civarında öğrencisi olan, 15-16 bölümü olan bir dekanlık bu kadar yükü taşıyabilir mi? bu kadar öğretim elemanını, öğrenciyi iyi şekilde koordine edebilir mi? kocaman bir soru işareti. Ayrıca bir üniversite her bölüme bir sürü öğrenci almak ve ondan sonra ona yetişememek ister mi? Evet…

Bilişim teknolojileri nereye gidiyor?

Başlık çok iddialı mutlaka ama içerik bu konuya sadece benim bakış açımı sunabilecek durumda. Oturduğum yerden gözlediklerimi, gezerek gördüklerimi, hakemlik, izleyicilik, juri üyeliği ve bilirkişilik gibi görevlerden edindiğim bilgi birikimini özet olarak bu yazıda paylaşmak istiyorum.
Her şeyden önce benim de yakından ilgili olduğum data mining (veri madenciliği) ve text mining (metin madenciliği) konularının her geçen gün artan önemi beni son derece mutlu ediyor. Bu konularla ontolojik olarak ilişkili olan; doğal dil işleme, duygu analizi, kullanıcı davranışlarının anlaşılması ve web log madenciliği gibi konularda çalışmalarda bolca yer alıyor.
Veri analizi çalışmalarına artan ilgi paralelinde veri analiziyle ilişkili veri ambarı ve big data gibi konuları da gündeme getirmiş. İlişkisel ve ilişkisel olmayan veriden insanlar faydalanmak, bunlardan değerli bilgi çıkarmak istiyor.
Nispeten daha donanımsal tarafta ise hiç şüphesiz mikroçipler ve rfid kullanımının arttığını görüyoruz.…

Sivas için can simidi: Yazılım

Sıra bana gelseydi soracaktım sayın belediye başkan adayına “bilişime bakışınız nedir? Yazılım konusunda bir şeyler yapmayı planlıyor musunuz?” diye ama bir türlü sıra gelmek bilmedi diğer daha önemli (!) sorular yüzünden…
Sivas’ın görünen en önemli sorunu elbette bence de otopark sorunu ama onu bilmeyen ve söylemeyen yok, önemli olan çok söylenmeyen ve şehre daha fayda getirecek şeyler söyleyebilmek, uygulayabilmek olmalı. Yazılım işte böyle bir konu. Sanayisi maalesef yeteri kadar büyüyememiş bir şehir için önemli bir sektör.
Mevcuda bakacak olursanız sıfır seviyesinin üstünde bir görüntü var şehirde ama ulusal ölçeği kıstas aldığınızda durum hiç de iyi değil. Yıllarca İstanbul-Gebze-Kocaeli hattında bulunmuş, ciddi projelerde hakemlik+izleyicilik yapmış birisi olarak bakıyorum ve mevcut manzara maalesef içler acısı. Yazılım yapılıyor yapılmasına da yazılım kalite standartlarına göre değil, yazılım yapılıyor yapılmasına da yazılımı yapan bile sanırım dönüp baktığında kendi yazılımını…