Kayıtlar

MAHREMİYET (PRIVACY)

Amerikalı bir yargıç onu “kişinin yalnız kalma özgürlüğü” olarak tanımlıyor. Yine yasalardaki tariflerinden birisine göre “başkasının etkisi altında kalmadan karar verebilme” imkânı olarak karşımıza çıkıyor. Peki, nedir mahremiyet veya diğer ifadesiyle gizlilik. Bizler için önemi sadece sosyal açıdan değil bilimsel açıdan nedir hızlıca bir bakalım. Konuya taksonomik açıdan yaklaşıldığında iki temel türü var: anayasal mahremiyet ve bilgi merkezli mahremiyet. Anayasal mahremiyet daha çok kişinin kararlarını özgürce ifade edebilmesi veya susma hakkını kullanmasıyla ilgili. Devletler vatandaşlarına bu konuda imkân sağlamakla yükümlü. Mahremiyetin bu sınıfında mahremiyeti sağlayacak olan güç vatandaşların birçok ihtiyacını karşılamakla yükümlü olan devlettir. Bilgi merkezli mahremiyette ise kontrol bilginin sahibi olan kişidedir. Yani kişiler kendilerine ait olan bilgileri/verileri istedikleri şekilde paylaşabilirler. Bilgi merkezli mahremiyet özellikle son dönem yaşanan teknolojik...

BIG DATA NEDİR NE DEĞİLDİR?

Resim
Veri kavramının tanımını ilk duyduğumdan beri bu konuya bir gün olsun duyarsız kalamayan ben eğitim hayatım boyunca da hep bu kavram üzerinde durdum, düşündüm ve çalıştım. Veri yapıları, veritabanları, veri ambarı, veri madenciliği, metin madenciliği, veri keşfi ve veri analizi derken son dönemde bir de büyük veri kavramı ortaya çıktı. Bize de doğal olarak onu anlama ve üzerine çalışma görevi düştü. 1993 yılında tanıştığımız veri kavramıyla ilk münasebetimiz program kodları içerisinde doğru değişken tanımını yapmakla başladı. Atomik değişkenler yetmediğinde veri yapılarının nasıl kullanılacağı ve devamında verilerin dosyalarda ve diskte nasıl organize edileceğini öğrendik ve uyguladık. 1995 yılı Veritabanlarına Giriş dersini alıp da bu alanda çalışmaya karar kıldığım yıl oldu. Bitirme çalışmamız bir Veritabanı uygulaması oldu: Dingil 1. 0. Şu an ülkemizin önemli firmalarında mühendis olarak çalışan arkadaşlarla birlikte yaptığımız bu veri yoğun yazılım ilk ciddi veriye dayalı işim...

Cumhuriyet Üniversitesi ve Sivas

Yıl 1974, Sivas'ın ileri gelenlerinin önderliğinde Sivas'ın ihtiyacı olan bir eğitim kurumu, Cumhuriyet Üniversitesi kuruluyor. Şehir mutlu, şehir umutlu. Cumhuriyet şehrinde ona en uygun isim tabi ki Cumhuriyet olmalı ve oluyor.  Yıllar o kadar çabuk geçiyor ki; üniversite bu yıl 40. yılını kutlamakta. 40 bin civarında öğrencisi, 1000'e yakın öğretim üyesi, bir o kadar da geriye kalan öğretim kadrosu, öğretim görevlisi, araştırma görevlisi, okutmanı v.s. Sadece bir fakültesi bile birçok Üniversiteden daha kalabalık. Sayı tek başına bir üniversite için üstünlük kabul edildiğinde üniversitemiz epeyce iyi durumda ama tabi ki nicelik yerine üniversitelerde nitelik önem kazanıyor.  Örneğin 6000 civarında öğrencisi olan, 15-16 bölümü olan bir dekanlık bu kadar yükü taşıyabilir mi? bu kadar öğretim elemanını, öğrenciyi iyi şekilde koordine edebilir mi? kocaman bir soru işareti. Ayrıca bir üniversite her bölüme bir sürü öğrenci almak ve ondan sonra ona yetişememek ister m...

Bilişim teknolojileri nereye gidiyor?

Başlık çok iddialı mutlaka ama içerik bu konuya sadece benim bakış açımı sunabilecek durumda. Oturduğum yerden gözlediklerimi, gezerek gördüklerimi, hakemlik, izleyicilik, juri üyeliği ve bilirkişilik gibi görevlerden edindiğim bilgi birikimini özet olarak bu yazıda paylaşmak istiyorum. Her şeyden önce benim de yakından ilgili olduğum data mining (veri madenciliği) ve text mining (metin madenciliği) konularının her geçen gün artan önemi beni son derece mutlu ediyor. Bu konularla ontolojik olarak ilişkili olan; doğal dil işleme, duygu analizi, kullanıcı davranışlarının anlaşılması ve web log madenciliği gibi konularda çalışmalarda bolca yer alıyor. Veri analizi çalışmalarına artan ilgi paralelinde veri analiziyle ilişkili veri ambarı ve big data gibi konuları da gündeme getirmiş. İlişkisel ve ilişkisel olmayan veriden insanlar faydalanmak, bunlardan değerli bilgi çıkarmak istiyor. Nispeten daha donanımsal tarafta ise hiç şüphesiz mikroçipler ve rfid kullanımının arttığını g...

Sivas için can simidi: Yazılım

Sıra bana gelseydi soracaktım sayın belediye başkan adayına “bilişime bakışınız nedir? Yazılım konusunda bir şeyler yapmayı planlıyor musunuz?” diye ama bir türlü sıra gelmek bilmedi diğer daha önemli (!) sorular yüzünden… Sivas’ın görünen en önemli sorunu elbette bence de otopark sorunu ama onu bilmeyen ve söylemeyen yok, önemli olan çok söylenmeyen ve şehre daha fayda getirecek şeyler söyleyebilmek, uygulayabilmek olmalı. Yazılım işte böyle bir konu. Sanayisi maalesef yeteri kadar büyüyememiş bir şehir için önemli bir sektör. Mevcuda bakacak olursanız sıfır seviyesinin üstünde bir görüntü var şehirde ama ulusal ölçeği kıstas aldığınızda durum hiç de iyi değil. Yıllarca İstanbul-Gebze-Kocaeli hattında bulunmuş, ciddi projelerde hakemlik+izleyicilik yapmış birisi olarak bakıyorum ve mevcut manzara maalesef içler acısı. Yazılım yapılıyor yapılmasına da yazılım kalite standartlarına göre değil, yazılım yapılıyor yapılmasına da yazılımı yapan bile sanırım dönüp baktığında kendi ...

ÜNİVERSİTENİN İTİBARI

Çocuğu dershaneye götürdükten sonra uzandım Selçuklu çay bahçesine ve kapalı bölümde bir çay sipariş ettim yanında poğaça ile birlikte. Poğaçayı elimle bölüp bölüp, çayı yudum yudum çekerek götürürken bir baktım amcanın biri almış sazı eline ve bir yerlere verip veriştiriyor. Verip veriştirdikleri arasında üniversiteler olmasa sanırım kulak bile kabartmayacaktım –çünkü öylelerinden her yerde o kadar çok ki- ama algıda seçicilik üniversitelere veriştirmeye başlayınca çaktırmadan başladım dinlemeye. Eğer dinlediğimi belli etseydim daha bir heyecan ile saçmalar ve saçmalamasına ben yataklık etmiş olurdum. Çok bilmiş amca neler anlatmıyordu ki; hiçbir üniversitemizin dünya klasmanında yer almadığından tutun da üniversitelerin öğrencilere hiçbir şey veremediğine kadar. Ara sıra da gene de okumak güzel şey diye sıkıştırmaları da kendini haklı çıkarma çabası gibiydi. Yanındaki onu destekliyor, bizim amca attıkça atıyordu. Yine müzmin bir hastalıktı amcanınki; kötü örnekler üzerinden büt...

Sivas ve Bilişim

Medeni ve bedevi olmak arasında bir tercih yapmaya zorlansaydık hiç şüphesiz çoğumuz medeni olmayı seçerdik, çünkü medeni olmak insan doğasına bedevi olmaktan daha yakın geliyor. Bedevi bir topluluktan medeni bir topluluk inşa eden, Medine şehrini yeniden ihya eden   peygamber efendimiz de bize bu manada önemli bir ipucu veriyor. Medeniyet ama nasıl? Kökleri mazide, dalları bugünde yaprakları ise yarında bir medeniyet. Dünün gücüyle hem günü hem de geleceği kurtaran bir medeniyet. Hayalci değil, sonuna kadar akılcı, aklı rehber edinen ve bilimi, sanatı ve teknolojiyi birer araç olarak kullanan bir medeniyet. Sanata önem veren, bilimi takip eden ve teknolojiyi üreten bir medeniyet. Nice medeniyetlere beşiklik etmiş Anadolu’nun tarihi öneme sahip güzel şehri Sivas medeni olma konusunda gerekeni bir an önce, somut adımlarla yapmalıdır. Sanayi anlamında ve buna paralel olarak ekonomik anlamda zayıf olan şehrimiz medeniyet bağlamında da maalesef şu anda istenen durumda değildi...