17 Temmuz 2012 Salı

Bilgisayar Mühendisliği Oryantasyon Dersi


Eskisine nazaran daha bilinçli tercih yapsa da öğrenciler yine de eskiden kalma alışkanlıklar sebebiyle kimi zaman bu konuda hatalar yapılabilmektedir. Puanım kadar bölüm isterim, sükse yapacak bir bölümde okumalıyım. İyi para kazanacağım v.s. v.s. Bazen ailelerin de yönlendirmesiyle belki de öğrenci hiç sevmediği halde bu bölümü kazanır. İsabetli karar vererek gelen öğrencilerin oranı hiçbir zaman yüzde yüz değildir.

Öğrenci cephesinde nispeten kafa karışıklığı yaşanırken hoca cephesi bütün öğrencilerin motive olduklarını düşünerek eğitime başlar. Eğer motive olma konusunda sorunlar varsa bu çözülmeye çalışılır. Oryantasyon dersleri gibi etkinliklerle.

Eğitim öğretimin ilk yılında öğrenci mesleğe ait o kadar az şey öğrenir ki kimi öğrenci telaşa kapılır, aman allahım bir şey vermeyecek burası bize diye. Kimisi belki de bu yüzden birinci sınıfta bölümü terk eder. Bölümün problemlerine okulun problemleri de katıldığında ayrılanların oranı artabilir.

İlk yıla mahsus bir başka hata ise öğrencinin daha birinci sınıfta kendi kendine aşırı yüklenmesidir. Öğrenci yerinde duramaz. Bulduğu her şeyi okumaya çalışır. Bir zaman sonra bunu başaramayacağını görür ama kendini epeyce yormuştur. Heyecanlı öğrenci can kulağıyla hocalarını dinler, zihninde hocaları yarıştırır, bu daha iyi öbürü daha kötü diyerek (tecrübe ile sabittir).

Olması gereken öncelikle birinci sınıfta üniversite ile lisenin farkını kavramak, olumsuz şeyleri düşünmeden dersine çalışmak ve bazı problemlerin çözümü için zamana sığınmak. Zaman her şeyin ilacıdır.

Birinci sınıfı uçlarda gezerek heba eden arkadaşları ikinci sınıfta bölümün en ciddi dersleri beklemektedir. Öğrenci nerede okuduğunu, ne okuduğunu bilsin diye bazı dersler lüzumu kadar zordurlar. Amaç öğrenciyi kaçırmak değil konuyu en iyi şekilde öğretmektir. Birinci sınıfı normal geçiren her öğrenci ikinci sınıfı da hafif zorlanarak ta olsa geçer. Fakat birinci sınıftan itibaren bölüme küsmüş ve yedinci, sekizinci yılında eğitimine devam eden birçok örnek vardır. O tipler için 5. Ve 6. Sınıf normal olduğu için uzatmadan bile sayılmaz.

Sınıflar tek tek geçerken her dersin hocası kendi dersinin önemini bir şekilde size anlatır. Çok zorlandığınız dersler en önemli derslerdir, ondan anlarsınız zaten J bu arada bazı dersler ise aslında çok önemlidir ama dersin hocası sizi zorlamaz, o da onun huyudur. Veritabanı dersi bunlardan birisidir. Hocalara takılmaksızın hangi dersin önemli olduğunu görmek istiyorsanız da ilanlara bir göz atmanızı öneririm.

İlan demişken önemli bir ayrıntı şudur. İlanlar genellikle ideal durumlar için hazırlanmış olup sizi korkutmasın. Firmalar kendilerine başvuran elemanlar arasından en iyi olanı seçerler. Kalifiye elemanı ise herkes ister ve can atar. Hatta iyi birer eleman olduğunuzda firmalar sizi seçer siz onlara gitmeden önce onlar size gelir. İstanbul, Gebze ve bu civar birçok yazılım firması olduğu için şanslı bölgelerdir. Bu firmalardan büyükçe olanları iyi üniversitelere gelirler ve örneğin en başarılı ilk 20 öğrenciyi seçer ve alırlar.

Mezun olmadan önce tecrübe kazanmak isteyenler için yine aynı firmalarda yarı zamanlı çalışma olanakları vardır. Üçüncü sınıfın ikinci yarısından itibaren yarı zamanlı çalışmanızı şiddetle öneririm. Çünkü dersler ve ödevler ile elde edemeyeceğiniz tecrübe oralarda elde edilir.

Bilgisayar mühendisliği biraz bilinçli biraz da bilinçsiz şekilde sıklıkla programcılıkla karıştırılır. Programcılık önemli bir çalışma alanıdır ama bir mühendis sadece programlama yapmaz, programlamadan daha fazlasını ifade eden yazılım işini yapar, yönetir, gerçek dünya problemlerini alır bilgisayar ortamında çözüm sunar. Bir bilgisayar mühendisi, yazılım ve donanım bilgisini mühendislik nosyonu ile birleştirir ve çözüm üretir. Sizler programcılıktan daha fazlasını isteyin, yapın ve yanlış algıyı ortadan kaldırmak için çalışın.

Yazılım alanı meslekten kişiler tarafından yapıldığı gibi meslek haricinden kişilerin de yapmaktan en çok hoşlandığı alandır. Nispeten az emekle çok para kazanmak olasıdır ve bazı iflah olmaz bölümler için can simididir. Mesleği sizden daha iyi yapan başka meslekten birilerini görürseniz mesleğinize lütfen daha sıkı sarılın. Hem kendi geleceğiniz için hem de meslek onuru için.

Meslek onuru demişken, birçok mühendislik için söz konusu olan mühendislik odası bizim bölüm için yeni yeni canlanmaya başlamış bir girişimdir. Odanın destekler ile büyütülmesi gerekli olup ona destek olmaya çalışınız.

Belki sizi en çok ilgilendiren tarafı bu mesleğin maaş tarafıdır. Yarı zamanlı (haftada üç gün giden) bir öğrencinin ortalama 1200 lira alıyor olması size sanırım bir ipucu olmuştur. Haftayı 5 gün sayarsanız aylığı o öğrencinin 2000 lira olarak düşünülebilir. Mezun olması durumunda bu rakamın 2500 civarında olmasını beklemek çok uzak değildir. Bu ücretler tecrübe artışına paralel olarak artacaktır. Veritabanı yöneticiliği, network yöneticiliği gibi hem uzmanlık hem de sorumluluk gerektiren işlerin doğal olarak ücreti yüksektir. 3-5 yıl iş tecrübesi olan bir kişinin 4000-5000 lira civarında ücret alması sürpriz değildir. Mesleğe verdiğiniz yıllar ve hele bir de büyük bir firmada yöneticilik aylığınızı 20000 lira, 30000 liralara çıkarırsa şaşırmayın.

Akademik olarak devam etme, seçeneklerden birisi olup herkesin bu meslekte çok tercih edilen bir durum değildir. O yüzden bilgisayar mühendisi olup ta akademisyenlik yapan kişiler saygıyı gerçekten hak ederler. Bu kadar parayı bir kenara bırakıp akademisyen maaşına talim etmek saflık değil adanmışlıktır. Ayrıca, özellikle doçentlik ve sonrasında başta danışmanlık olmak üzere para kazanma olasılıkları yüksektir.

Bir taraftan bilgisayar mühendisliği eğitimi alırken diğer taraftan üniversite öğrencisi olmanın ayrıcalığını yaşayacaksınız. Üniversiteli olmak, üniversite mezunu olmak sizi diğerlerinden farklı yapmalı. Ülkemizin ve dünyanın meselelerine evrensel bir bakış açısı ile bakmalı ve problemlere çareler düşünmelisiniz zaman zaman. Bu manada sosyal ortamları kullanarak bilgi paylaşımına önem vermeli ve faydalı organizasyonlar düzenlenmelidir. Okulunuzun  ve bölümünüzün sizi rahatsız eden tarafları olduğunda bunu acımasızca eleştirmek yerine onlarla birlikte çözümün bir parçası olmaya çalışınız. Kavga etmeden iletişim yolları arayınız. 
Okulumuz artıları ve eksileri ile normalin biraz üstünde bir okul. Piyasada mezunları ile kendini kabul ettirmiş fakat henüz bir ODTÜ, İTÜ veya Boğaziçi seviyesine gelememiştir. Bunun nedenlerinden birisi de yeteri kadar reklamın yapılamayışıdır. Unutmayın ki daha büyük bir okulunuz olursa siz de daha büyük bir okuldan mezun olmanın avantajını yaşarsınız her zaman.

Hidayet Takcı
GYTE’deki son derslerimden biri J

12 Temmuz 2012 Perşembe

Yeni arama motoru : YANDEX


Uzun zamandır teknoloji kokan bir reklam dönüyor televizyonlarda yeni arama motoru Yandex şeklinde. Google devriminden sonra bilgi erişim konusunda bir de yandex devrim yapma peşinde; hem de reklamlar dikkatle izlenirse daha ilerisini vaat ederek. Google’dan ilerisi nedir konusu sanırım biraz teknolojik ve birazcık bizim alanımıza giriyor.

Hiç şüphesiz Google ve Facebook hizmetleri en az İnternet kadar sükse yapan iki hizmet veya teknoloji. Neredeyse herkes her şeyi Google’dan bulabileceğini düşünmeye başladı. Her şeyin google’da olmadığını bilen bizler bile aklımıza takılan herhangi bir soru da ilk önce ona başvuruyoruz. Acıktığımızda tantunicinin telefon numarasını, hasta olunca en yakındaki hastaneyi, bir yere gitmeden önce gideceğimiz yeri hepsini Google’dan buluyoruz. Bir vali beyin, şehirde kütüphane isteyenlere “Google var ya” demesine katılmıyorum ama birçok kişi Google arama motorunu inanın kütüphanelerden çok daha fazla kullanıyor. Facebook ise apayrı ve çok güçlü bir fenomen. Unutulmaya yüz  tutan nice dostluk ve akrabalık yeniden canlanır gibi oldu. Tabi ki sonuçta su yolunu buluyor ve insanlar arkadaş olabilecekleri ile arkadaşlığa devam ediyor ama yine de teknolojinin dostluklara hizmeti anlamında önemli başarıları yadsınamaz.

Gelelim Yandex mevzusuna. Malumunuz olduğu üzere Google ve diğer arama motorları, yani aradığımız anahtar kelimelere karşılık bize dokümanlar getiren sistemler kelime tabanlı çalışıyor. Anahtar kelimelerimizin geçtiği doküman veya web sayfaları bize geri döndürülüyor. Google diğerlerinden farklı olarak PageRank isimli bir algoritma yardımıyla, sorgu sonucu dönen dokümanları bir puana göre sıraladığı için yıllarca iyi bir performans gösterdi ve hala gösteriyor; fakat, dikkatli arama yapan kişiler Google arama motorunun bile bazı hatalarını görmüştür. Aslında alakasız gelen dokümanlar ile aradığımıza uygun az sayıda doküman bulmak gibi. Asıl işimizi görecekler yerine farklı dokümanlarla uğraşıp duruyoruz yıllardır. Kimi istatistiklere göre bulduklarımızın sadece yüzde 1’i işimize yarayan diğerleri ise yaramayan dpkümannlar. Ayrıca; aslında kullanılabilir 100 kaynaktan sadece 1 tanesine erişebiliyoruz. Bu durumda bolca çöp demek. Sanal ortamın kargaları gibi çöp arasından değerli bilgi arıyoruz, hem de yıllardır, hem de Google’a rağmen. Çözüm ise anlamsal arama yani “semantic search”. Anlamsal web konusu ile de yakından ilgili bu durum aynı zamanda kavramsal arama “concept search” konusunu da içeriyor.

Anlamsal arama, bir kelime ile aynı anlama gelecek kelimelerin de aramaya dahil edilmesi anlamına geliyor. Malumunuz dilimizde birçok kelimenin birden çok anlamı olduğu gibi birçok kelimede bazen tek bir anlamı ifade ediyor. Sinonim veritabanları ile bu problem bir miktar çözülmüş durumda fakat daha bütüncül bir çözüm için kavramsal arama konusunun başarılması gerekiyor. Kavramlar arası ilişkiler, alt kavram üst kavram ilişkileri ve kavram hiyerarşisi çözülebildiği takdirde sonuçlar mevcuttan çok daha fazlasını bize sunacak gibi.

Reklamlara bakılırsa yandex bu problemlerin çoğunu çözmüş görünüyor. Acaba gerçekten öyle mi ben ve bu memlekette doğal dil çalışan birçok kişi merak ediyordur eminim. Çünkü sadece ülkemizde değil bütün dünyada da concept search gibi konular henüz araştırma aşamasında görülmekte. Eğer gerçekten reklamlarda verilmeye çalışılan imajın içi dolu ise ekibi tebrik ediyorum yok değilse de daha baştan Google karşısında direnebileceğini sanmıyorum.

Hidayet Takcı