Kayıtlar

GÜRÜN MESLEK YÜKSEKOKULU

Resim
Sivas ilinin şirin bir ilçesidir GÜRÜN. Havası ile suyu ile fakat özellikle de insanı ile hele de okumuş insanı ile dilden dile anlatılır durur. Tarihi yaklaşık olarak Sivas'ın tarihi kadar eskidir. İklim olarak Sivas'ın en ılıman iklime sahip ilçesidir. Başta meşhur Gürün Elması olmak üzere; Dutu, Cevizi, Kayısısı başka bir lezzete sahiptir. Tamamen doğal beslenen koyunu kuzusu sayesinde dönerine doyum olmaz. Denize kıyısı yoktur ama alabalık başta olmak üzere balığın sık tüketildiği bir ilçedir aynı zamanda. İsmet Yılmaz, Hüsnü Yusuf Gökalp, Osman Boyraz, Edip Başer Paşa, Atilla İlhan, Cem Yılmaz ve daha niceleri hepsi Gürün'ün bir değeri bir zenginliğidir.

Gürün, doğudan batıya ve kuzeyden güneye yolların kesişim noktasında yer alır. Bunun bir sonucu olarak ulaşım konusunda oldukça avantajlı bir konuma sahiptir. Birisi Suçatı'da olmak üzere Gürün'de çok yoğun trafiğe sahip üç adet dinlenme tesisi bulunmaktadır. Şuğul vadisi ve Gökpınar gölü görülmeye değer en ö…

SİVAS BİLİŞİM AKADEMİSİ

Seyrek şekilde yazmaya çalıştığım fakat sıkı şekilde takip ettiğim Sivas Postası gazetesinde özellikle de ilgimi çeken bir haber veya yazı varsa titizlikle okur ve üzerine düşünürüm. Böylesi bir yazıyı yine gördüm ve yazmak istedim. Konu tam bizim konumuz yani BİLİŞİM. Nasıl bizim olmasın ki aklımızın yetmeye başladığı 90’lı yılların başından bu yana eğitimini aldığımız, eğitimini verdiğimiz, araştırmasını yaptığımız, kafa yorduğumuz, ürün verdiğimiz ve mezara kadar da üzerinde çalışacağımız bir konu bilişim. Bizi bu kadar heyecanlandıran başlık ise Sivas’a Bilişim Akademisi kurulması yönündeki yönlendirici haber. İzninizle konuyu hafif detaya girerek açmak isterim.
Bilişim veya diğer ifadesiyle bilgi ve iletişim üçüncü sanayi devriminin sonuna dördüncü sanayi devriminin de başlangıcına şahitlik eden belki de dördüncü sanayi devrimini hazırlayan en önemli güç. Artık dünyanın global bir köye dönüşmesi olayın boyutunu anlatmaya yetmiyor bilişim için daha çarpıcı örneklere ihtiyaç var,…

Bilgisayar Mühendislerine ve Bilgisayar Mühendisi Olacaklara Tavsiyeler

Böyle bir yazı için 19 yıl beklemedim tabi fakat 19 yıl boyunca mesleğin çeşitli aşamalarında görev yaparken gördüklerim, tecrübe ettiklerim bende böyle bir yazı yazma isteği uyandırdı. Hep kod yazacak değiliz ya bazen de sosyal içerikli şeyler yazmak lazım değil mi? Bu arada yazının özellikle kimleri ilgilendirdiğini de ifade etmeme müsaade edin lütfen. Bu yazı; özellikle de lisans eğitimini bu alanda yapmış kişileri ilgilendirir. Böyle bir tercihte bulunmamın nedeni benim tecrübelerim o yönde olduğu için başka da bir sebebi yok.  
Bilgisayar mühendisliği tesadüfen kazanılsa dahi tesadüfen başarılabilecek bir bölüm değildir. Diğer alanlarda asla göremeyeceğiniz mantık örgülerine şahit olur ve ciddi şekilde zorlanırsınız. Rahat şekilde eğitim alabilmek için temel iki konu: alana ait yetenekleriniz olmalı ve bu yetenekleriniz ilgi ile sevgi ile desteklenmeli. Diğer türlü ilk engelde - ki bu engel genellikle ilk dönem sizi karşılar – takılır ve daha işin başında kopuş yaşayabilirsiniz.
H…

MAHREMİYET (PRIVACY)

Amerikalı bir yargıç onu “kişinin yalnız kalma özgürlüğü” olarak tanımlıyor. Yine yasalardaki tariflerinden birisine göre “başkasının etkisi altında kalmadan karar verebilme” imkânı olarak karşımıza çıkıyor. Peki, nedir mahremiyet veya diğer ifadesiyle gizlilik. Bizler için önemi sadece sosyal açıdan değil bilimsel açıdan nedir hızlıca bir bakalım.
Konuya taksonomik açıdan yaklaşıldığında iki temel türü var: anayasal mahremiyet ve bilgi merkezli mahremiyet. Anayasal mahremiyet daha çok kişinin kararlarını özgürce ifade edebilmesi veya susma hakkını kullanmasıyla ilgili. Devletler vatandaşlarına bu konuda imkân sağlamakla yükümlü. Mahremiyetin bu sınıfında mahremiyeti sağlayacak olan güç vatandaşların birçok ihtiyacını karşılamakla yükümlü olan devlettir. Bilgi merkezli mahremiyette ise kontrol bilginin sahibi olan kişidedir. Yani kişiler kendilerine ait olan bilgileri/verileri istedikleri şekilde paylaşabilirler.
Bilgi merkezli mahremiyet özellikle son dönem yaşanan teknolojik geliş…

BIG DATA NEDİR NE DEĞİLDİR?

Resim
Veri kavramının tanımını ilk duyduğumdan beri bu konuya bir gün olsun duyarsız kalamayan ben eğitim hayatım boyunca da hep bu kavram üzerinde durdum, düşündüm ve çalıştım. Veri yapıları, veritabanları, veri ambarı, veri madenciliği, metin madenciliği, veri keşfi ve veri analizi derken son dönemde bir de büyük veri kavramı ortaya çıktı. Bize de doğal olarak onu anlama ve üzerine çalışma görevi düştü.
1993 yılında tanıştığımız veri kavramıyla ilk münasebetimiz program kodları içerisinde doğru değişken tanımını yapmakla başladı. Atomik değişkenler yetmediğinde veri yapılarının nasıl kullanılacağı ve devamında verilerin dosyalarda ve diskte nasıl organize edileceğini öğrendik ve uyguladık. 1995 yılı Veritabanlarına Giriş dersini alıp da bu alanda çalışmaya karar kıldığım yıl oldu. Bitirme çalışmamız bir Veritabanı uygulaması oldu: Dingil 1. 0. Şu an ülkemizin önemli firmalarında mühendis olarak çalışan arkadaşlarla birlikte yaptığımız bu veri yoğun yazılım ilk ciddi veriye dayalı işimiz o…

Hiçbir başarı tesadüf değildir...

Resim
Zorlu bir maçın sonlarına doğru canla başla çalışan takım öne geçer ve maçı sürpriz şekilde alır. Maç sonunda manzara duygusaldır. Başarılı takımın oyuncuları hocalarının yanına giderek onu omuzlarına alır ve başarılarını kutlarlar. Takım olmak iyidir, başarı için anahtar vazife taşır ama daha önemlisi çok sayıda insanı bir takım halinde bir arada tutabilmektir. İşte o işi de lider yönü olan hocalar yapar. 
2012 yılında ilk öğrencilerimizi aldığımızda çok fazla sesli düşünmesek bile sanırım hepimizin ortak düşüncesi üç hoca ile koca bir bölümü nasıl idare edeceğimiz idi. İlk öğrencilerin heyecanı ile insan üstü çaba göstererek bir şeyler yapmaya çalıştık. Hemen kulüp kurarak eksik kalan taraflarını etkinliklerle kapatalım istedik ama bu kadar hızı kaldıramadı hiç kimse. 
2013 yılı çok hızlı geldi. Bu sefer yeni öğrencilerimiz de aramıza katılmıştı. Gece ve Gündüz öğretim, 1. ve 2. sınıf derken tam 220 öğrencimiz vardı. Toplam dört sınıfı iki yılda doldurmuştuk. Canımız çıkıyordu ama …

ANNEM...

Resim
Yıllar önceydi, babam hakkında bir yazı kaleme aldıktan sonra niyetlenmiş fakat cesaret edememiştim annem hakkında yazmaya. İnanması zor gelebilir ama annemi anlatır da bir yerleri eksik bırakır ve annemi eksik bıraktıklarım için üzerim diye yazamamıştım. Cesaretim yettiğinde yazacaktım… ama şimdi hem cesaretim her zamankinden düşük, hem daha yalnızım hem de yazıyorum. Vefatının bana verdiği derin teessür ile yazıyorum. Duygularımı yazıya dökerek hafifletmek için yazıyorum. Bir evladın annesine bir görevi olarak yazıyorum…

Herkesin annesi kendine ne kadar özel ve kıymetli ise benimki de bana özel ve bir o kadar da değerli. Siması simama benzeyen annem benim. Küçük bir çocukken “Kimin oğlusun” diye sormaya bile gerek duymadan annemi tanıyan herkes bana “sen Latife’nin oğlusun değil mi” derlerdi. Bunu her seferinde gelir anneme anlatırdım ve annem mutlu olurdu, kim mutlu olmaz ki evladının kendine benzemesinden.
Annemle yayla yolculuklarımız da meşhurdur. Annem yaylaya çalışmaya giderken,…