Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

HACKER veya daha kötüsü CRACKER

Gözünü sevdiğimin bilim ve teknolojisi genellikle iyi olanı hedefler ama bilim ve teknoloji kötü insanın eline düşünce işte o zaman başlar bütün kötülükler. Kötülerde aslında bir zamanlar daha kötünün eline düştükleri için doğduklarında sahip oldukları fıtri iyilikleri kaybetmiştir ama ezelden kalan iyilikleri anmanın vakti çoktan geçmiştir onlar için. Sistemlerini çoktan kaybetmiş ve içlerine giren kötü ruhların adamı olmuşlardır onlar.
Bilişimle yatıp bilişimle kalktığımız şu günlerde kötüye ve kötülüğe bir de bilişim açısından bakmakta fayda var galiba. Hepinizin malumudur bilişim alanının kötüsü hacker olarak bildiğimiz ama aslında cracker olan kişilerdir. Yani, sizden izinsiz olarak sizin olana el uzatan, deyim yerindeyse mahrem alanınıza giren, tecavüz eden, zarar veren ve bundan genellikle haz duyan tipler. Aslında şu an pek doğru kullanılmasa da hacker kötü niyetli olmayıp aslında sisteminizdeki kusurları size bildiren fakat zarar vermeyen kişileri ifade eder. Cracker ise siste…

ÜNİVERSİTENİN İTİBARI

Çocuğu dershaneye götürdükten sonra uzandım Selçuklu çay bahçesine ve kapalı bölümde bir çay sipariş ettim yanında poğaça ile birlikte. Poğaçayı elimle bölüp bölüp, çayı yudum yudum çekerek götürürken bir baktım amcanın biri almış sazı eline ve bir yerlere verip veriştiriyor. Verip veriştirdikleri arasında üniversiteler olmasa sanırım kulak bile kabartmayacaktım –çünkü öylelerinden her yerde o kadar çok ki- ama algıda seçicilik üniversitelere veriştirmeye başlayınca çaktırmadan başladım dinlemeye. Eğer dinlediğimi belli etseydim daha bir heyecan ile saçmalar ve saçmalamasına ben yataklık etmiş olurdum.
Çok bilmiş amca neler anlatmıyordu ki; hiçbir üniversitemizin dünya klasmanında yer almadığından tutun da üniversitelerin öğrencilere hiçbir şey veremediğine kadar. Ara sıra da gene de okumak güzel şey diye sıkıştırmaları da kendini haklı çıkarma çabası gibiydi. Yanındaki onu destekliyor, bizim amca attıkça atıyordu. Yine müzmin bir hastalıktı amcanınki; kötü örnekler üzerinden bütünü ha…

DİPLOMA VS SERTİFİKA

Bu yazımda diploma ve sertifikalar konusunu ele alacak ve konuyu teknik detaylarından çok insani yönüyle ele almaya çalışacağım. Diploma ve sertifika konusunda özellikle üniversite gençliği epeyce bir malumat sahibidir. Kim hangisine daha fazla şans verir bilemem ama eğer diploma ve sertifika birbirine alternatif olarak sunulur bir hale geldiyse kimse kusura bakmasın ben bu alternatiflerden diplomaya çok daha fazla şans veriyorum. Neden mi? Buyurun efendim.
Öncelikle diploma fakir Anadolu çocuklarının da rahatça alabileceği bir belge olup buna karşılık sertifika az veya çok bir ücreti bulunan, dolayısıyla içinde mutlaka ama mutlaka ticari kaygılar taşıyan bir belgedir.
Diploma yıllarca verilen emekler sonrasında ve genellikle hak ederek alınırken sertifikalar kısa bir sürede, para mukabili alınır.
“İyi ama diploma veren okulların kalitesi???” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, bazı okulların kalitesi düşük fakat sertifika veren kurumların hepsi de çok başarılı ve matah kurumlar değil…

Sivas ve Bilişim

Medeni ve bedevi olmak arasında bir tercih yapmaya zorlansaydık hiç şüphesiz çoğumuz medeni olmayı seçerdik, çünkü medeni olmak insan doğasına bedevi olmaktan daha yakın geliyor. Bedevi bir topluluktan medeni bir topluluk inşa eden, Medine şehrini yeniden ihya eden peygamber efendimiz de bize bu manada önemli bir ipucu veriyor.
Medeniyet ama nasıl? Kökleri mazide, dalları bugünde yaprakları ise yarında bir medeniyet. Dünün gücüyle hem günü hem de geleceği kurtaran bir medeniyet. Hayalci değil, sonuna kadar akılcı, aklı rehber edinen ve bilimi, sanatı ve teknolojiyi birer araç olarak kullanan bir medeniyet. Sanata önem veren, bilimi takip eden ve teknolojiyi üreten bir medeniyet. Nice medeniyetlere beşiklik etmiş Anadolu’nun tarihi öneme sahip güzel şehri Sivas medeni olma konusunda gerekeni bir an önce, somut adımlarla yapmalıdır.
Sanayi anlamında ve buna paralel olarak ekonomik anlamda zayıf olan şehrimiz medeniyet bağlamında da maalesef şu anda istenen durumda değildir. Bilinen bir g…

SİBER GÜVENLİK

Paldır küldür daldığımız yerlerden biridir siber alem. Orası düstursuz ve kolay girilebilen bir bahçe olabilir ama bu kesinlikle oranın tekin bir yer olduğu anlamına gelmez. Gerçek alemde köye kurt inse kimse evinden dışarı çıkmaz ama siber alem kurt dolu olmasına rağmen çoluk çocuk buna aldırmadan deli cesareti ile korkusuzca gezer bu ortamda. Hadi çocuklar korku bilmedikleri için gezer, ya hiçbir güvenlik önlemi almadan yola çıkan büyük insanlara ne demeli…
Belki en önemli fakat en çok ıskalanan bir konudur güvenlik. Her tarafımızda bir sürü tehdit kol gezerken kapıyı kapatmadan yatmaya benzer siber güvenlik konusundaki duyarsızlığımız. Banka hesaplarına girildiğini duyar fakat bize ulaşmaz zannederiz bu belaları. İnsan oğlu zaten hangi kötülüğü kendine yakın hisseder ki. Körlemesine bir iyimserliktir çoğu zaman gafletimize sebep…
Efendim, siber güvenlik konusunda uzun zamandır ilgimiz var karınca kararınca bile olsa. Son zamanlarda siber güvenlik konusunda ulusal strateji belirlem…

Bilgisayar Mühendisliği Oryantasyon Dersi

Eskisine nazaran daha bilinçli tercih yapsa da öğrenciler yine de eskiden kalma alışkanlıklar sebebiyle kimi zaman bu konuda hatalar yapılabilmektedir. Puanım kadar bölüm isterim, sükse yapacak bir bölümde okumalıyım. İyi para kazanacağım v.s. v.s. Bazen ailelerin de yönlendirmesiyle belki de öğrenci hiç sevmediği halde bu bölümü kazanır. İsabetli karar vererek gelen öğrencilerin oranı hiçbir zaman yüzde yüz değildir.
Öğrenci cephesinde nispeten kafa karışıklığı yaşanırken hoca cephesi bütün öğrencilerin motive olduklarını düşünerek eğitime başlar. Eğer motive olma konusunda sorunlar varsa bu çözülmeye çalışılır. Oryantasyon dersleri gibi etkinliklerle.
Eğitim öğretimin ilk yılında öğrenci mesleğe ait o kadar az şey öğrenir ki kimi öğrenci telaşa kapılır, aman allahım bir şey vermeyecek burası bize diye. Kimisi belki de bu yüzden birinci sınıfta bölümü terk eder. Bölümün problemlerine okulun problemleri de katıldığında ayrılanların oranı artabilir.
İlk yıla mahsus bir başka hata ise öğre…

Yeni arama motoru : YANDEX

Uzun zamandır teknoloji kokan bir reklam dönüyor televizyonlarda yeni arama motoru Yandex şeklinde. Google devriminden sonra bilgi erişim konusunda bir de yandex devrim yapma peşinde; hem de reklamlar dikkatle izlenirse daha ilerisini vaat ederek. Google’dan ilerisi nedir konusu sanırım biraz teknolojik ve birazcık bizim alanımıza giriyor.
Hiç şüphesiz Google ve Facebook hizmetleri en az İnternet kadar sükse yapan iki hizmet veya teknoloji. Neredeyse herkes her şeyi Google’dan bulabileceğini düşünmeye başladı. Her şeyin google’da olmadığını bilen bizler bile aklımıza takılan herhangi bir soru da ilk önce ona başvuruyoruz. Acıktığımızda tantunicinin telefon numarasını, hasta olunca en yakındaki hastaneyi, bir yere gitmeden önce gideceğimiz yeri hepsini Google’dan buluyoruz. Bir vali beyin, şehirde kütüphane isteyenlere “Google var ya” demesine katılmıyorum ama birçok kişi Google arama motorunu inanın kütüphanelerden çok daha fazla kullanıyor. Facebook ise apayrı ve çok güçlü bir feno…

ÜNİVERSİTE SANAYİ İŞBİRLİĞİ : AMA NASIL?

Üniversite sanayi işbirliğini duymayan yoktur, üniversite bilgilerini sanayi de tecrübelerini paylaşarak bir sinerji oluşturacak ve bundan herkes karlı çıkacaktır. Bir zamanların meşhur prensibi kazan-kazan (win-win) durumuna ne de uygun bir durum değil mi? Mantığa biraz sığmasa bile herkes kazanacak, en azından bu karlı işbirliğinin tarafı olanlar kazanacak diğerleri kaybedebilir.
Efendim Üniversite-Sanayi işbirliği aslında Üniversite-Şehir işbirliğinin bir alt kümesini oluşturur. Şehirle münasebeti yoksa üniversitenin muhtemelen sanayi ile de olmayacaktır. Mahallenin bakkalını, fırınını, lokantasını, çay evini bilmiyorsa üniversite unutun siz işbirliği ve herkesin kazandığı o senaryoları. Şehir ve üniversite muhabbet kuramamışsa, şehrin geleceğini önemseyemiyorsa üniversite işbirliği neden olsun ki? Üniversite sanayiyi küçümsüyor ve sanayi üniversite hocalarının bilgisini yetersiz görüyorsa ne olabilir ki, ne yapılabilir ki…
Ortaklık anlamında sıklıkla karşımıza çıkan şöyle bir durum …

Kadir Dayıma Son Görev ve Telinde Bir Gün

Resim
Dünün yorgunuydum sabah uyanmaya çalışırken fakat görev bilinciyle olsa gerek kendimi biraz da zorlayarak saat 07:30’da kalktım sıcacık yataktan.  Dün gece üçte yatabilmiştim ancak, uzun ve yorucu Yozgat yolculuğundan dolayı…
Kalktım, hazırlandım, hatta okula kadar gittim fakat göreve gecikmiştim bunca çabaya rağmen. Bina sınav sorumlusu “görevinizi başkasına verdik” deyince durmama gerek kalmadı. Gidişte hızıma inat tembelce dönüş yoluna düştüm. Ailemde yorgundu benim gibi, hala uyanmadıklarını düşünerek Sivas’ımızın mesire yerlerinden Aksu'da yer alan, evime de yakın olan Aksu Cafe’ye gittim. Mütevazi bir kahvaltı yapacaktım aslında ama en mütevazi kahvaltı kahvaltı tabağından başlıyormuş. Açık büfe hizmeti de varmış fakat en az iki kişi olmak gerekiyormuş vesselam. Kahvaltıdan aklımda kalan iki bardak çay oldu, uykulu vaziyette kahvaltının da tadı olmuyormuş.

Aksu Cafe Giriş Kapısı
Eve döndüğümde eşim uyanmıştı. Belki de sabah gelen telefonla uyandı. “Hidayet duydun mu?” deyin…

BEREKETLİ BİR SEYAHAT

Resim
Her zaman hızından şikayet ettiğimiz zaman aslında o kadar da hızlı olmayıp kimi zaman bize o kadar cömert davranıyor ki kırk altı saate sığdırabildiklerimi yazınca siz de bana hak vereceksiniz.
Yıllardır bir yerlere gidip geldiğim halde atamadığım özelliklerimden birisi yolculuk heyecanıdır. O günde öyle oldu, sabahın köründe evden ayrılmam gerektiği halde o gün ancak 02:00 civarında uykuya dalabildim, tam rüya görmeye başlayacaktım ki, sabahları hiç de sevimli olmayan telefonumun alarm sesi beni uyandırdı. Başka günler olsa saatimi belki bir saat çaldırır sonra kalkardım ama o gün bir an uçağı kaçırma riskimi düşünerek ilk çalmada kalktım.
Biraz kendime, biraz da muhataplarıma saygımdan dolayı güzelce tıraş olup, kıyafetlerimi giyindim ve önce çocuklarla, onları uyandırmadan, sonra da eşimle, onu uyandırarak vedalaştım ve saat 04:00 gibi attım kendimi sessiz Sivas sokaklarına. Gece Sivas’a yakışıyor galiba, gündüzünden daha güzel oluyor şehir. Sabah namazı dolayısıyla bazı evlerden s…

Öğrenci İşleri Bilgi Sistemi Projem

Resim
"Bu proje şu an çalışır vaziyette müşterisini beklemektedir. Siz de eğitim kurumunuzu bu esnek yapı ile yönetmek isterseniz projenin satışı konusunda görüşebiliriz. Proje; muadillerine nispetle daha uygun olup ihtiyaca göre genişleyebilir ve düzenlenebilir yapıdadır. Her ne kadar Üniversite Bilgi Sistemi olarak tasarlanmış olsa bile İlkokul, Ortaokul ve Lise için, hatta dershaneler için uygulanabilir durumdadır. Tekliflerinizi bekliyoruz." İletişim için; htakci@gmail.com mail adresini veya 0(346)2191010 /2462 numaralı telefonu kullanabilirsiniz. Bizimle görüşmeden başka ürünlere bakmayın.
Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü (GYTE) Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı için geliştirdiğimiz ve 2002-2006 yılları arası GYTE'de kullanılan projemizden bazı görüntüleri sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyorum. Projemiz hala sapasağlam canlı ve çalışır vaziyette olup isteyen üniversite veya milli eğitim bakanlığına bağlı çalışan okullara uygun ücret karşılığında satılabilir durumdadır. 
Sis…